3 Aralık 2020 Perşembe

düğün yapan karıncalar

serin bir akşam üstünde öylece yürümek 
doğru anda iyi gelecek kelimeleri bulmak
heyecanla okuduğun bir kitabın sonu
pencereden dışarı baktığında havanın tam da istediğin gibi olması
sevdiğin bir şeyle karşılaşmak
kozalak toplamak
araba camına vuran yağmur damlalarını seyretmek
yalın ayak yürüyebildiğin çimler
sıcak bir anda gelen hafif serin rüzgar esintisi
omuzlarının düşük olmaması
avucunda duran bir el
sokaklarında kaybolabildiğin bir şehir
uzaklardan gelen eski bir dost
uzun ve sakin bir tren yolculuğu
karda yürürken çıkan ses
dilinin ucuna takılan şarkıyı en nihayetinde bulmak
yaz yağmurları
kaldırım taşlarının çizgisine basmadan yürümek
keşfedilmemiş bir şarkı
bir ağacın gölgesinde durup dinlenmek
çarşaf gibi deniz manzaraları
kalabalık karıncalar görünce düğün yaptıklarını sanmak

6 Ekim 2020 Salı

kırık beyaz

umarsız mıydı? anlamadım tabi
öylece gidivermiş
ona göre ne halden anlamaya göreymiş ki 
içim gibi daracık yerde rahatta etmiş
açtığımda kapıları oradan oraya 
savruluşundan bir haberdi; ben hariç.
duvarların rengine giyinmiş
akıllara duru denince hangi renk geliyorsa aynısıydı
belki bir ince kırık beyazı
..sanki biliyormuşum ama şaşırmışım da 
ağlamak tam buramda ama sıcacık gülümsüyorum da
yanmış, yağa atlamış yanmış
altı saniye sürdü bakışım ya da bir sonrası
baktığımda kırığın biraz daha çok olanı bu beyaz
kirli, bence kırgın
kızgın da artık

30 Eylül 2020 Çarşamba

söz

sonu başından beri belli olan bir hikayenin içinde öylece dolaştım durdum. bütün sokakları gezdim, koştum bazen yığıldım kaldım bir köşeye, hiç vazgeçmeyeceğim zannettim, öyle olmuyormuş. hep kıyısında dolaştım onun. geleceğini bilmekten ziyade öylece olduğu yerde kalmasını bile öyle seviyordum ki... bana uzak şimdi.ne yaşadıysan kendin yaşadın, bütün anlamları onun üzerine bile isteye yığdın. ben de böyle olsun istedim ya da kandırdım kendimi zaten en kolay kendini kandırmıyor mu insan? bana sarıldığı zaman ya da bir şekilde değiyorken birbirimize istedim ki böyle kalalım hep ama bilmesin ona duyduğum sevginin ne denli büyük olduğunu. tabi sonunu biliyorsun ya kendini avutuyorsun, şimdiye dek hiç özlemek nedir bilmemişim ben. dünyada ne kadar insan varsa bir şeyin özlemini duyan, o kadar özlemi taşıyorum. ama şimdi bu hikayeyi anlatmaktan, olmayacak bir şeyi yaşamaktan öyle yoruldum ki.. düşünceler yığınıyım, fazlası değil. çok bencil yaşadım ne yaşadıysam, olsun. bahsetmeyeceğim yalnızca. ne olursa olsun çok güzeldi. bana yalnızca baktı bi de arada bir herkesin söylediği alelade sözler söyledi. ben o sözleri, o sözlerin söylendiği yerleri ezbere biliyorum. ben ellerini görebildim, sana dokunabildim. o sokakları yeniden gezecek gücü bulabilir miyim? bilmiyorum. ama eğer bulursam bu sefer geçtiğim her sokaktan emin olacağım. söz.

27 Eylül 14:41

28 Ağustos 2020 Cuma

B12

 Kaç kere unutmam dediğiniz eşiğe geldiğinizde bir adım atınca unuttuğunuzu farkettiniz?  Kaç kere o eşiğe gelirken harcadığınız zamanı, emeği, sevgiyi hatta kendinizi bile unuttuğunuzu hissettiniz? Acaba unutmam, unutamam dediğiniz kaç yol ağzına gelip yolun başlangıç noktasını bile unuttunuz. Kimine göre muazzamdır unutmak kimine göre acı. Aslında unutmak diye bir şey yok bana sorarsanız. "Kendimden başkasına ihtiyacım yok " noktasına gelince her şeyi arkamızda bırakıyoruz sadece. Unutamayacağımız anılar biriktiriyoruz, unutmuyoruz sadece küçük bir sandığın ağzına kilit vuruyoruz ve şöyle ki unutmak, unutulmak istenene göre değişiyor. Kendi varlığımızı asla unutmamız ve onu hep koruyup kollamamız dileğiyle.

28 Temmuz 2020 Salı

aylar geçti

Aylar geçti diyebilecek kadar yegane hikayemden bahsediyorum bu gece de; 
Aylar geçti. 
Hiç sıkılmamışım seni anlatmaktan.
Hiç sıkılmamışım içimde seni haklı çıkarmaktan. 
Hiç sıkılmayacağım üstelik. 
Hiç vazgeçmedim üstelik. 
Halbuki sende gayet iyi biliyorsun, bir türlü bu defterin kapanmadığını. 
Halbuki bende gayet iyi biliyorum senin için bunun hiçbir anlamının olmadığını. 
Ama bilmen gerek. Senin için bir anlamı olmasının veya olmamasının buralarda hiçbir hükmü olmadığını. 
Zaten neresinden bakarsan bak beklemek dünyanın en yorucu eylemi. 
Seni andım içimde,
Buralarda adını sesli söyleyemiyorum. Ee tabi bağıramayınca insan. ‘Buram ağrıyor buram, buram sızlıyor’ diye. 
Biraz daha ağır oluyormuş yükü. Ama biliyorsun buralar biraz enkaz bölgesi. Sesler aşağı!
Rağmen diyorum sevdiğim. Rağmen seviyorum. 
Ona rağmen, 
buna rağmen, 
en önemlisi de sana rağmen. 
Bi şekilde hallediyorum yaşama işini. Çünkü böylesi daha iyi mi bilmem.
Ama aklına gelebilecek her şeye rağmen.  

26 temmuz  03:20


13 Mart 2020 Cuma

ağıt

Gitmek, fiziksel bir eylem değildir sadece. Anlamadıysan biraz bekle. Yağmur yağacak birazdan. Yağmur yağarken ağlayarak kendini kamufle etmeye çalışan birinin hüznü var içimde. Sessiz ol, duymasını istemiyorum kimsenin. Gitmek istiyorum buralardan ben biraz. Odamdan hiç çıkmak istememek ve buraları terk etmek. İstiyorum ikisini de. İkisi bir arada fiziken imkansız görünebilir ama değil. İkisi bir arada saçma gibi gelebilir sana ama değil. Bak, ilk yangın çıktığında, insanlar dans eden ateşin ihtişamına kapılıp üzerine koşturmuşlar ve yok olmuşlardır. Birisine inanmak ve yanılmakta böyledir ama konu bu değil. Ben konuşurken kulaklarını tıka ellerinle. Bir ağıt gibi konuşmamdan şikayet etme diye söylüyorum bunları. İçinde umudun ufak kırıntıları olan son cümlelerimi bıraktım. Konu bu değil. Gitmek istiyorum buralardan. Kaçmak da denilebilir ama ben kullanmıyorum o kelimeyi. Yenilgiler biriktirirmiş içinde tüm kaçışlar. Bu kelimeyi unutuyorum tıpkı bir anıyı unutur gibi. Gidince her şey geçer demezler çünkü gidenler dönmüyor ama unut bunu. Biz, bizi üzen kelimeleri şiirlere saklıyoruz. Aksi takdirde acıtıyor ama konu bu değil. İçimde bir şeyler var. Çekip gitme isteği doğdu bunları anlayınca, tıpkı bir çocuk gibi. Kendim gitmek. Kendimden gitmek.
Gitmek. 
İstiyorum. 
Sessiz ol.
Yağmur başlayacak. 

13 mart 

düğün yapan karıncalar

serin bir akşam üstünde öylece yürümek  doğru anda iyi gelecek kelimeleri bulmak heyecanla okuduğun bir kitabın sonu pencereden dışarı baktı...